Bulunur

21/12/2007 ·

Çeker gibi bakma hançeri kından
Senin de canını yakan bulunur
Senin de bir zalim gelir hakkından
Sana da bir kurşun sıkan bulunur

Aşkımın ahıyla tutuşur yakan
Alıcı kuş kadar sürmez fiyakan
Senin de gözünü yaşlı bırakan
Senin de boynunu büken bulunur

Merhamet olmazsa kalp kiracında
Tahtın da kurtarmaz seni tacın da
Bir kara sevdanın darağacında
Seninde ipini çeken bulunur

 

Cemal Safi

Dokuzuncu bahar

16/11/2007 ·

 

Bu, dokuzuncu bahar... Sen yine, ne yöne dönsen; benim ektiğim papatyalara bakacaksın...
Duyguların boyunca çiçeğe batacaksın; belli etmesen bile! ..
.....
Bu, dokuzuncu bahar...
Sen, yine benim diktiğim papatyalara basacaksın;
Bilerek, dikenim olmadığını! ..
§
Beyaz yüzlerini serecek papatyalarım, adımlarının altına; kirlenmeyecekler!
Ama sen, belki yine, sileceksin gizli ve tarifsiz bir hazla; ayağına bulaşan sarı öpücükleri...
...dokuzuncu bahar!
§
Dokuz bahar önceydi; yoldum her papatyanın “sevmiyor” yaprağını! .. İşte o zamandan beri, hangisini denesen; “seviyor”, “seviyoor”, “seviyooor” ve “seviyor...”
Dokuz bahar geliyor, her yaprağıyla sana “sevdiğimi” söyleyen beyaz papatyalarla... Kasımpatılar seviyor, kardelenler seviyor, papatyalar seviyor...
§
Bu, dokuzuncu bahar...
Sen yine; “sevdiğimi” söyleyip, “sevmeni” isteyen, ve sadece sevgiyi tanıyan papatyalarıma batacaksın, duyguların boyunca...
Bu, dokuzuncu bahar...
Ve sen, sanırım yine diktiğim papatyalara basacaksın bilerek dikenim olmadığını!
Papatyalarımın ahh, ezilen suratları buruşmadığı halde, sen; ayağını temizleyeceksin onların dudak izlerinden! ..
§
Dokuzuncu bahar biliyor; tam dokuz bahar önce yolduğumu her papatyanın “sevmiyor” yaprağını! ..
Sen zaten biliyorsun; hangi bir papatyanın kopsa hangi yaprağı, hep; “seviyooor, seviyor” diye haykırdığını...
.....
Herkes biliyor elbet kopan her bir yaprağın “seviyor” dediğini...
Fakat, kimse bilmiyor;
Sen, neden sevmiyorsun? ..
 

Muammer Erkul

 

Ben, senin, neyindim? ..

25/10/2007 ·

Ben, senin, neyindim? ...
Ben... Senin... Neyindim? ..
Ben, neyindim senin;
Unuttum! ..
§
Ilıcacık bir gündü, , ve terliyor gibi ıslanıyorduk, görünmeyen yağmurda...
Soluk gibi sokuluyordu içimize, havayla karışmış su... Kaşlarında birikiyordu “yağmayan” yağmur...
En güzeli; kirpik uçlarında parıltılar “top”lanıp, büyüyordu... Ve kırptıkça gözlerini birbirine karışıyor, ağırlaşıyor, asıldıkları tellerden kopup, kayıyorlardı ıslak teninde, yüzünün...
§
Eğilmiştin... Burnunun üzerinden bir damla atlamıştı boşluğa, , , ve ben onu yakalamak istemiş, ama başaramamıştım...
Işık saçarak uçtu havada damla, ve minicik bir papatyanın tam da sapsarı gözünün üstüne düştü...
İşte o sırada sen, avuçlayıp yüzümü, kaldırdın...
Sen, bakışlarını saplayıp bana, sordun:
“Ben... Senin... Neyinim? ..”
.....
Senden, tenime dökülen korlar suratımın ıslağında “cozz” dedi! ..
Ve izi kaldı alnımda;
Adının! ..
§
Ben... Senin... Neyindim? ..
Ben, neyindim senin;
Unuttum! ..
§
Avucum terliyordu...
Avucumla avucun arasında bir bilet ıslanmış, liflerine ayrılmıştı...
Geldi, hadi, dedin... Hadi’dim ben de, ve otobüse bindim. Mahzun mahzun bakarak, şoföre açıp elimi; avucuma yapışık son biletimi gösterdim. Güldü kır bıyıklı tombul adam, başını salladı... Diğer elimin tırnağıyla kazıyıp, bilet kumbarasına tıktım küçük kâğıt topunu! ..
Sana baktım, ordaydın, bana bakıyordun; işte bunun için sıcacıktı hava! ..
Belirsizce kendini işaret ettin. Bunu, içimden; “ben” diye okudum...
Sonra bana doğru uzattın parmağını, sadece benim anlayacağım şekilde; “senin” diye çevirdim işaretini...
Ardından, biraz muzip, biraz mahcup gülerek ve tek gözünü kırparak; “neyinim” diye sorar gibi başını sallayınca... İnan ki... Otobüsün içinde... Az daha...
Cevabı haykıracaktım! ..
§
“Ben, senin, neyindim? ..”
.....
Unuttun mu gerçekten;
Sen, benim, , neyimdin? ..

« Önceki ::